Bir sabah alarm çalıyor ama kalkmak için bir neden yok.
Çünkü yapılacak ilk şey, yine bilgisayarı açıp “yeni iş ilanları”na bakmak.
Her gün yüzlerce kişi aynı döngünün içinde; aynı ilanlara başvuruyor, aynı beklentiyle bekliyor. Zaman geçiyor ama cevap gelmiyor.
İşsizlik artık sadece bir tablo değil, birçok genç için gündelik bir gerçek haline geldi. Kimisi her sabah motivasyon videoları izleyip kendini toparlamaya çalışıyor, kimisi “artık olmayacak galiba” deyip sessizliğe gömülüyor.
Üniversite diploması masanın bir köşesinde, umudun ağırlığı ise omuzlarda.
İş dünyası temsilcileri, gençlerin yaşadığı bu çıkmazın sadece ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını söylüyor. Tecrübe beklentisi, yüksek maliyetler, değişen sektör ihtiyaçları ve staj fırsatlarının azlığı, iş bulmayı her geçen yıl biraz daha zorlaştırıyor.
Bazı şirketler dijital dönüşümle yeni pozisyonlar açarken, birçok genç bu yeni alanlara hazırlıksız yakalanıyor.
Ekonomistler, bu kısır döngünün kırılması için eğitimin daha uygulamalı hale gelmesi gerektiğini belirtiyor. Teoriyle değil, pratikle yetişen bir gençliğin iş gücü piyasasında fark yaratabileceği düşünülüyor.
Ancak şimdilik gerçek değişmiyor: iş arayan çok, fırsat az.
Yine de umutsuzluk çözüm değil. Kendi yolunu çizen, becerilerini geliştiren ve pes etmeyenler yavaş da olsa yol alabiliyor. Belki de bu dönem, gençler için yeniden yön bulma zamanı.
Çünkü her kriz, içinde bir başlangıç ihtimali taşır.
Yorumlar